Şam’da önemli bir ekonomik buluşma gerçekleştirildi.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın başkanlığında düzenlenen toplantıda Türk ve Suriyeli iş insanları bir araya geldi. Açıklanan bilgilere göre 40 Türk şirketi ile yaklaşık 200 katılımcının yer aldığı görüşmelerde ticaret ve yatırım imkânları, ortak üretim modelleri ve uzun vadeli iş birlikleri ele alındı.
Türkiye-Suriye ekonomik ilişkilerinin yeniden şekillendiği bir dönemde bu toplantının önemi elbette büyük.
Ancak Şam’dan gelen haberleri okurken, sınırın bu tarafında yaşayanların aklına başka bir soru geliyor.
Şanlıurfa nerede?
Daha doğrusu…
Şanlıurfa iş dünyası bu masanın neresinde?
Bu soruyu sormak için siyasi bir polemiğe ihtiyaç yok.
Çünkü konu doğrudan doğruya ekonomi.
Şanlıurfa, Suriye ile sınırı bulunan birkaç kentten biri. Akçakale ve Ceylanpınar gibi önemli sınır geçiş noktalarına sahip. Tarım ve hayvancılık başta olmak üzere gıda, tekstil, sanayi ve lojistik alanlarında ciddi bir ekonomik kapasitesi bulunuyor.
Yani Şanlıurfa’nın Suriye ile ticaret konusunda söyleyecek sözü var.
Hem de azımsanmayacak kadar çok.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahim Dusak da Şam’daki temaslara ilişkin paylaşımında, Türkiye ile Suriye arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek yeni dönemin Şanlıurfa açısından önemli fırsatlar oluşturacağına işaret etti.
Güzel.
Peki o zaman şu sorunun cevabını da bilmek hakkımız değil mi?
Şam’daki 40 Türk şirketinin içinde Şanlıurfa’dan kaç firma vardı?
Bu sorunun cevabı, aslında birçok tartışmayı da kendiliğinden ortadan kaldıracaktır.
Şayet Şanlıurfa’dan firmalar toplantıya katıldıysa, bundan memnuniyet duyarız. Hangi firmaların, hangi sektörleri temsil ettiğini bilmek isteriz. Hangi Suriyeli iş insanlarıyla görüşüldüğünü, hangi başlıklarda ortaklık arayışına girildiğini öğrenmek isteriz.
Varsa imzalanan anlaşmaları, ortaya çıkan yatırım planlarını ve ticari bağlantıları da konuşalım.
Çünkü bunlar Şanlıurfa için somut kazanımlardır.
Ama eğer Şanlıurfa’dan hiçbir firma toplantıda yer almadıysa, o zaman da bunun nedenini sormak gerekir.
Burada özellikle bir ayrım yapmak gerekiyor.
Mevcut açıklamalarda Şanlıurfa’dan hiçbir şirketin toplantıya katılmadığına ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor.
Dolayısıyla “Şanlıurfa davet edilmedi” ya da “Şanlıurfa temsil edilmedi” şeklinde kesin bir hüküm vermek doğru olmaz.
Fakat tam da bu nedenle resmi katılımcı listesinin açıklanması daha önemli hale geliyor.
Şeffaflık, kamuoyundaki soru işaretlerini gidermenin en kolay yoludur.
Bazen bir şehrin kaderini büyük projeler değil, doğru zamanda doğru masada olmak belirler.
Suriye ile ticaretin yeniden canlandığı bir döneme giriliyorsa, sınır kentlerinin önemi de doğal olarak artacaktır.
Gaziantep, Kilis, Hatay, Mardin ve Şanlıurfa gibi iller bu yeni ekonomik denklemde avantaj elde edebilir.
Fakat avantajın kendiliğinden kazanca dönüşeceğini düşünmek hata olur.
Masada değilseniz, kararların dışında kalabilirsiniz.
Ürününüz varsa ama pazarın oluştuğu yerde yoksanız, başkaları sizin yerinize pazarı doldurabilir.
İhracat potansiyeliniz varsa ama ticari bağlantılar kurulurken sürecin dışında kalırsanız, sınır kenti olmanın ekonomik avantajı yalnızca kâğıt üzerinde kalabilir.
Şanlıurfa’nın tam da bu noktada daha proaktif olması gerekiyor.
İş dünyasının önümüzdeki dönemde Suriye pazarını yakından takip etmesi, sektör bazında hazırlık yapması ve yeni ticaret kanallarını değerlendirmesi gerekiyor.
Kamu kurumlarının da bu sürece öncülük etmesi önemli.
Çünkü mesele yalnızca birkaç şirketin Suriye’ye mal satması değil.
Mesele, Şanlıurfa’nın bölgesel ticarette kendisine kalıcı bir yer edinmesi.
Şimdi gelelim meselenin biraz da Urfalı tarafına.
Urfalı, lafı fazla dolandırmayı sevmez.
“Ne oldu?” diye sorar.
“Kim vardı?” diye sorar.
“Bize ne kaldı?” diye sorar.
Ve en sonunda da o meşhur soruyu sorar:
“Ula, bu işte bizim payımız ne?”
Aslında bugün sorulan soru da bundan farklı değil.
Şam’da Türkiye-Suriye ticaretinin geleceği konuşulurken Şanlıurfa’nın ekonomik gücü bu masada ne kadar temsil edildi?
Bunu bilmek istiyoruz.
Kimse bundan siyasi bir anlam çıkarmasın.
Bu, Şanlıurfa’nın ekonomik geleceğiyle ilgili bir soru.
Önümüzde yeni bir dönem var.
Suriye’de yeniden yapılanma süreci ilerledikçe ticaretin, yatırımın ve lojistiğin önemi daha da artabilir.
Şanlıurfa’nın bu süreçten pay alabilmesi için bugünden hazırlık yapması gerekiyor.
Çünkü yarın pazar oluştuğunda “Biz de varız” demek yetmeyebilir.
Bugün masada olmak, yarının ticaretini şekillendirmek açısından büyük önem taşıyor.
Bu nedenle Şam’daki toplantının ardından Şanlıurfa kamuoyunun beklentisi aslında çok basit:
Şanlıurfa’dan kaç firma katıldı?
Hangi sektörler temsil edildi?
Ne tür görüşmeler yapıldı?
Somut bir ticari sonuç ortaya çıktı mı?
Ve eğer katılım olmadıysa:
Neden olmadı?
Bu soruların cevabı verildiğinde mesele de aydınlanacaktır.
Şanlıurfa’nın ekonomik geleceği açısından bu soruları sormak ne siyasi bir saldırıdır ne de gereksiz bir tartışma.
Tam tersine, sınır kentinin hakkını aramasıdır.
Şam’da yeni bir ticaret masası kuruluyor.
Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkiler yeni bir döneme giriyor.
Şimdi asıl mesele, Şanlıurfa’nın o masada sandalyesini ne kadar sağlamlaştıracağıdır.
Çünkü sınırın hemen ötesinde yeni bir ekonomik hareketlilik başlarken, Şanlıurfa’nın bunu uzaktan seyretme lüksü yok.
Yarın “fırsat vardı ama kaçırdık” dememek için bugün sormamız gereken soru belli:
Şam’daki ticaret zirvesinde Şanlıurfa gerçekten masada mıydı?
Cevabı bekliyoruz.
Hem de siyasi sloganlarla değil;
isimle, sektörle, rakamla ve somut sonuçlarla.



