Şehrin geleceğine ilişkin beklentiler, belediyenin icraatları ve kamuoyunun yönelttiği sorular konuşulurken, sosyal medya üzerinden yaşanan engellemeler de tartışmanın ayrı bir başlığı hâline geliyor.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir: Bu yazının amacı herhangi bir kişiyi hedef göstermek, kişisel bir husumeti büyütmek ya da bir belediye başkanına yönelik hakaret içeren bir dil kullanmak değildir. Tam tersine, kamu görevi yürüten bir belediye başkanının icraatlarının, tercihlerinin ve kamuoyuna yönelik iletişim anlayışının gazetecilik sınırları içerisinde sorgulanmasının doğal ve demokratik bir hak olduğunu hatırlatmaktır.
2024 yerel seçimlerinde DEM Parti’den Birecik Belediye Başkanı seçilen Mehmet Begit’in daha sonra partisinden ayrılarak bağımsız bir süreç yaşaması ve ardından AK Parti’ye katılması, siyasi açıdan elbette kamuoyunda farklı değerlendirmelere konu oldu. Bir belediye başkanının siyasi tercihleri tartışılabilir; ancak asıl önemli mesele, siyasi değişikliklerin ardından Birecik’in ne kazandığıdır.
Bugün Bireciklinin sorması gereken temel soru aslında son derece basittir:
Birecik için hangi projeler hayata geçirildi, hangileri tamamlandı ve önümüzdeki dönemde hangi somut yatırımlar yapılacak?
Bu soruların sorulması ne siyasi bir saldırıdır ne de belediye başkanına karşı bir husumettir. Bunlar, belediyenin kaynaklarını ve geleceğini merak eden vatandaşın en doğal sorularıdır.
Yaklaşık iki buçuk yıllık görev sürecinde belediyenin gerçekleştirdiği çalışmaların kapsamı, yatırım programı, tamamlanan ve devam eden projeleri elbette belediye tarafından belgeleriyle birlikte kamuoyuna açıklanabilir. Eğer ortada önemli yatırımlar, büyük projeler ve Birecik’in çehresini değiştirecek çalışmalar varsa, bunların kamuoyuna anlatılması da en başta belediye yönetiminin görevidir.
Çünkü belediyecilik yalnızca sosyal medya hesaplarında yapılan ziyaret, taziye, düğün, nişan, sünnet veya kurumsal etkinlik paylaşımlarından ibaret değildir.
Elbette vatandaşın düğününde, cenazesinde, taziyesinde yanında olmak önemlidir. İnsanların acısını paylaşmak, mutluluğuna ortak olmak yerel yönetimin sosyal yönünün bir parçasıdır. Fakat belediyeciliğin asli ölçüsü, bunun yanında ortaya konulan hizmetin niteliği, yatırımın büyüklüğü, kentin sorunlarına getirilen çözüm ve geleceğe ilişkin ortaya konulan vizyondur.
Bir belediye başkanını başarılı veya başarısız olarak değerlendirecek olan da yalnızca sosyal medya etkileşimleri değildir. Asıl değerlendirme; yapılan yollarla, altyapıyla, üstyapıyla, sosyal projelerle, istihdam alanlarıyla, çevre düzenlemeleriyle, kültür ve turizm yatırımlarıyla, gençlere yönelik çalışmalarla ve kentin uzun vadeli planlamasıyla yapılır.
İşte tam bu noktada yerel basının görevi devreye girer.
Gazeteci, belediye başkanını alkışlamak için orada değildir. Gazetecinin görevi; vatandaşın sormaya çekindiği soruyu sormak, kamuoyunun merak ettiği konuyu araştırmak ve yöneticilerin açıklamalarını kamuoyuna aktarmaktır.
Bu nedenle bir gazetecinin belediyenin hizmetlerini eleştirmesi, eksik gördüğü noktaları gündeme getirmesi veya belediye başkanına soru yöneltmesi, tek başına düşmanlık olarak görülmemelidir.
Son günlerde Başkan Mehmet Begit’in kendisini eleştiren bazı gazetecileri sosyal medya hesaplarından engellediğine ilişkin iddialar da kamuoyunda tartışılmaktadır. Eğer bu iddialar doğruysa, burada asıl konuşulması gereken mesele engellemenin kendisinden çok, kamu görevlilerinin eleştiri karşısındaki tutumudur.
Elbette sosyal medya hesaplarının kullanımına ilişkin hukuki ve teknik sınırlar vardır. Ancak kamuya mal olmuş bir kişinin, kamu görevi nedeniyle geniş bir toplumsal kesime ulaşan hesabında eleştiriyi nasıl karşıladığı, demokratik yönetim anlayışı açısından ayrıca önem taşır.
Bir gazetecinin sorusuna cevap vermek, gazeteciyi susturmaktan çok daha güçlüdür.
Çünkü soru zor olabilir. Eleştiri ağır gelebilir. Hatta bazı eleştiriler haksız da olabilir. Fakat kamu görevinin ağırlığı biraz da burada ortaya çıkar: Yönetici, hoşuna gitmeyen sorulara rağmen kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır.
Üstelik bugün sosyal medya çağında yalnızca olumlu yorumların görüldüğü bir iletişim ortamı oluşturmak, sahadaki sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Bir belediye başkanı, kendisini eleştiren gazeteciyi engellediğinde soru ortadan kalkmaz. Aksine soru daha da büyür:
“Neden cevap vermek yerine engelleme yoluna gidildi?”
Oysa yapılması gereken çok daha basittir.
“Şu proje yapılmadı” deniliyorsa, belediye çıkar ve “Şu tarihte ihalesini yaptık, şu tarihte başladık, şu aşamadayız” der.
“Birecik’te yatırım yok” deniliyorsa, belediye yatırımları tek tek açıklar.
“Şu hizmet aksıyor” deniliyorsa, ilgili birim kamuoyunu bilgilendirir.
“Belediyenin şu harcaması tartışmalı” deniliyorsa, belgeler ortaya konulur.
Böylece tartışma sosyal medya polemiğinden çıkar, bilgi ve belge üzerinden yürütülen gerçek bir kamuoyu tartışmasına dönüşür.
Unutulmamalıdır ki belediye başkanları geçicidir, şehirler kalıcıdır. Siyasi partiler değişir, ittifaklar değişir, yönetimler değişir; ancak Birecik halkı aynı sokaklarda yaşamaya, aynı sorunlarla mücadele etmeye ve aynı gelecek beklentisini taşımaya devam eder.
Bu nedenle mesele Mehmet Begit’in hangi partiden seçildiği ya da hangi siyasi partiye geçtiği noktasında takılıp kalmamalıdır. Esas mesele Birecik’in önümüzdeki yıllarda nasıl bir kent olacağıdır.
Başkan Begit’e yöneltilen eleştirilerin tamamı doğru olmayabilir. Bazıları haksız, bazıları eksik, bazıları da siyasi saiklerle yapılmış olabilir. Fakat bunun cevabı gazeteciyi susturmak değil, doğru bilgiyi ortaya koymaktır.
Çünkü güneş balçıkla sıvanmaz.
Birecik halkı hizmet istiyor, proje istiyor, yatırım istiyor. Daha da önemlisi, ne yapıldığını ve ne yapılacağını bilmek istiyor.
Sayın Başkan Begit’e naçizane tavsiyemiz şudur:
Kendisini eleştiren gazetecileri engellemek yerine sorularını yanıtlasın. Eleştirileri kişiselleştirmek yerine belgeleriyle cevaplasın. Sosyal medya polemiklerine zaman ayırmak yerine Birecik’in kronikleşmiş sorunlarına odaklansın.
Çünkü iyi yönetici, yalnızca kendisini alkışlayanların değil; kendisine itiraz edenlerin de sesini duyabilendir.
Gazeteci soru sorar.
Vatandaş hesap sorar.
Yönetici ise cevap verir.
Demokrasinin, yerel yönetimin ve kamu hizmetinin özü de tam olarak budur.



